Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
featured_image

Tetris ve Travma: Kötü Anıları Durdurmak Mümkün mü?

Yazar: Tuğçe Turanlar28 Şubat 2026 Bedensel Bellek0 Yorum
Tetris ve travma üzerine yapılan güncel araştırmalar; travmatik bir yaşantının ardından veya anılar tetiklendiğinde oynanan Tetris’in, zihne davetsizce gelen rahatsız edici görüntülerin (intrüzyonların) sıklığını azaltabileceğini göstermektedir. Bu yöntem, beynin sınırlı kapasiteye sahip çalışma belleğini meşgul ederek travmatik imgenin canlılığını ve duygusal şiddetini zayıflatma...
Devamı
1 Like
featured_image

Tekrarlayan Rüyalar Neden Görülür? Bilinçdışının Israrı

Yazar: Tuğçe Turanlar20 Şubat 2026 Jungiyen Okumalar0 Yorum
Bazı rüyalar bir kez görülür ve kaybolur; bazıları ise aynı duygusal çekirdeği farklı zamanlarda yeniden sahneler. Tekrarlayan rüyalar çoğu zaman rastlantısal değildir. Temsil edilemeyen ya da tamamlanmamış bir yaşantı, rüya formunda ısrarla yeniden organize ediliyor olabilir. Bu tekrar yalnızca rüya sahnesinde değil, günlük yaşamda da farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Bu durum, tek bir...
Devamı
1 Like
featured_image

Tekrar Eden Yaşam Örüntüleri ve Bilinçdışı: Semboller Ne Anlatır?

Yazar: Tuğçe Turanlar16 Şubat 2026 Jungiyen Okumalar0 Yorum
İnsan yaşamında bazı dinamiklerin farklı bağlamlarda yeniden ortaya çıktığı gözlemlenebilir. Benzer ilişki biçimleri, benzer çatışmalar, benzer hayal kırıklıkları… Bu tekrar eden yaşam örüntüleri rastlantısal değildir; çoğu zaman bilinçdışı süreçlerin örgütleyici etkisini yansıtır. Bilinçdışı yalnızca bastırılmış arzuların ya da unutulmuş anıların depolandığı pasif bir alan değildir. Ruhsal...
Devamı
2 Likes
featured_image

Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek

Yazar: Tuğçe Turanlar27 Ocak 2026 İlişkisel Dinamikler0 Yorum
Her Şey Yolundayken Neden Kendimi Mutsuz Hissediyorum? Her şey yolundayken mutsuz hissetmek, genellikle kişinin içsel huzuru bir tehdit veya yabancı bir durum olarak algılamasıyla ilişkili psikolojik bir savunma mekanizmasıdır. Klinik perspektiften bu durum; erken dönem bağlanma modelleri, bilinçdışı suçluluk duyguları ve kişinin alışık olduğu “kaos” ortamına geri dönme eğilimi...
Devamı
featured_image

Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu

Yazar: Tuğçe Turanlar15 Ocak 2026 İlişkisel Dinamikler0 Yorum
Hayat zaman zaman zorlayıcı olabilir ve insanların niyetlerini sorgulamak bizi tehlikelerden koruyabilir. Ancak bazı bireyler için dünya, her an bir saldırının gelebileceği, kimseye güvenilmeyecek bir yer olarak deneyimlenir. Çevredeki herkesin gizli bir gündemi olduğu düşüncesi süreklilik kazandığında, bu durum yalnızca tedbirli olmaktan öte, paranoid kişilik yapısı olarak adlandırılan bir...
Devamı
1 Like
featured_image

Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış

Yazar: Tuğçe Turanlar11 Ocak 2026 İlişkisel Dinamikler0 Yorum
Sosyal kaygı, sıklıkla “sosyal fobi” başlığı altında ele alınan; kişinin sosyal ortamlarda görülme, değerlendirilme ve açığa çıkma ihtimali karşısında yoğun bir huzursuzluk yaşamasıyla tanımlanan bir ruhsal örüntüdür. Bu deneyim, gündelik çekingenlikten farklı olarak süreklilik gösterir ve zamanla kişinin ilişkisel alanını daraltabilir. Analitik perspektiften bakıldığında bu durum yalnızca bir...
Devamı
1 Like
featured_image

Şizoid Kişilik: Neden İnsanlardan Kaçıyorum?

Yazar: Tuğçe Turanlar11 Ocak 2026 İlişkisel Dinamikler0 Yorum
Modern dünya bizi sürekli “sosyalleşmeye”, “paylaşmaya” ve “dışadönük” olmaya zorluyor. Ancak bazıları için bu renkli ve gürültülü dünya, içine girilmesi riskli, yorucu ve hatta istilacı bir yerdir. Eğer kendinizi sık sık insanların arasından çekip kendi iç dünyanıza yönelirken buluyorsanız; bu durum sadece basit bir “içedönüklük” değil,...
Devamı
2 Likes
featured_image

Obsesif Kompulsif Kişilik Yapısı Nedir?

Yazar: Tuğçe Turanlar11 Ocak 2026 İlişkisel Dinamikler0 Yorum
Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kişinin düzen, kontrol ve mükemmeliyetçilik yoluyla içsel huzursuzluğunu yatıştırmaya çalıştığı bir karakter örgütlenmesidir. Hepimiz işlerimizin düzgün olmasını, evimizin toplu durmasını isteriz. Ancak bazıları için bu bir istekten öte, içsel bir huzursuzluğu dindirmek için başvurulan kaçınılmaz bir zorunluluktur. Eğer hayatınız detaylar arasında...
Devamı
1 Like
featured_image

Aşırı düşünmeyi (overthinking) nasıl durdurabilirim?

Yazar: Tuğçe Turanlar26 Aralık 2025 İlişkisel Dinamikler0 Yorum
Günümüzün yoğun bilgi akışı içinde zihnimizin bazen bir “döngüye” girmesi oldukça doğaldır. Ancak bu süreç çözüm üretmek yerine sizi aynı senaryolara hapsediyor, enerjinizi tüketiyor ve eyleme geçmenizi engelliyorsa, buna “Overthinking” (Aşırı Düşünme) diyoruz. Peki, zihnimiz bizi neden bu labirente hapseder? Bu döngüden çıkıp zihinsel berraklığa kavuşmak için...
Devamı
1 Like
featured_image

Rüya Çalışması, Freud ve Bilinçdışının Dilsel Yapısı

Yazar: Tuğçe Turanlar30 Kasım 2025 İlişkisel Dinamikler0 Yorum
Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, rüyaların analizini “bilinçdışının faaliyetlerine giden kraliyet yolu” olarak tanımlamıştır. Onun çığır açan Rüyaların Yorumu adlı eseri, rüyaları salt tesadüfi olaylar olmaktan çıkarıp, zihinsel süreçlerin ve bastırılmış arzuların karmaşık bir dışavurumu olarak görmemizi sağlamıştır. Ancak, Freud’un fikirleri zamanla özellikle Jacques...
Devamı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6

Instagram

Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır mı?
Klinik araştırmalar, travmatik bir olaydan sonra Tetris oynamanın, akla gelen rahatsız edici görüntülerin sıklığını azaltabileceğini göstermektedir. 

Bu yöntem, Tetris’in beynin sınırlı kapasiteye sahip “çalışma belleğini” meşgul ederek anının şiddetini zayıflatmasıyla çalışır. 

Ancak Tetris tek başına bir tedavi değil, profesyonel süreci destekleyen bir bilişsel araçtır.

Tetris Beyindeki Travmatik Görüntüleri Nasıl Zayıflatır?

Travmatik anılar zihnimizde genellikle canlı ve sarsıcı “fotoğraflar” olarak saklanır. Beynimizin aynı anda işleyebileceği bilgi miktarı ise sınırlıdır.

“Bilişsel rekabet” adı verilen sürece göre; bir kişi travmatik bir anıyı hatırlarken aynı anda Tetris gibi blokların döndürülmesini gerektiren bir oyun oynarsa, beyin her iki görsel işi aynı kalitede yapamaz. 

Tetris, beynin görsel kaynaklarını doldurarak travmatik görüntünün zihne daha sönük ve daha az rahatsız edici bir şekilde geri kaydedilmesini sağlar.

Beyin Esnekliği (Nöroplastisite) Bu Süreçte Nasıl Bir Rol Oynar?

Beynimiz deneyimlerle kendini yeniden şekillendirme (nöroplastisite) yeteneğine sahiptir. 

Travmatik anılar sabit kayıtlar değildir; her hatırlandıklarında değişime açık hale gelirler. 

Tetris oynamak, anının en canlı olduğu o kısa sürede araya girerek travma devrelerini “kesintiye uğratır”. Böylece anının duygusal yükü zamanla hafifleyebilir.

Tetris ve EMDR Terapisi Arasındaki Benzerlik Nedir?

Tetris, klinik psikolojide kullanılan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma) yöntemiyle benzer bir mantığa sahiptir. EMDR’de terapist rehberliğinde gözler sağa sola hareket ettirilerek beyin meşgul edilir. 

Tetris de görsel-uzamsal dikkatimizi yoğun şekilde kullanarak beyni benzer bir “duyarsızlaşma” sürecine sokar.

Önemli olan oyunun kendisi değil, zihni görsel olarak meşgul etme biçimidir. Benzer bir destekleyici etki için şu aktiviteler de tercih edilebilir:

* Yapboz (Puzzle)
* Çizim ve Boyama
* El İşleri: Örgü örmek gibi
* Mekansal Planlama

**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Eğer travma sonrası stres belirtileri yaşıyorsanız, mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından destek almalısınız.**

#psikoloji
Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹

Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.

🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:

* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.

* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.

* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.

🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻

Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.

#psikoloji #psikoterapi
Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli b Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli bir tehdit olarak algıladığı, güven duygusunun yerini kalıcı şüpheye bıraktığı bir kişilik örgütlenmesidir. 

Bu yapıda şüphe, yeni bilgilerle esneyemez; kişi, kuşkularını sorgulamak yerine onları doğrulayan işaretler arar. 

İçsel korku, öfke ve kırılganlık duyguları çoğu zaman dışarıdan gelecek bir saldırı beklentisi şeklinde yaşanır. 

Tesadüflere yer yoktur; her davranışın ve sözün gizli bir anlamı olduğuna inanılır. Bu sürekli tetikte olma hali, ilişkileri zorlaştırır ve kişiyi yalnızlaştırabilir. 

Şüphecilik yaşamın merkezine yerleştiğinde, klinik bir değerlendirme gerekli hale gelir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com

📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma ar Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma arzusundan çok hata yapınca suçlanma korkusuyla şekillenen bir karakter örgütlenmesidir.

Düzen, kontrol ve mükemmeliyetçilik; içsel huzuru sağlamak için değil, suçluluktan korunmak için devreye girer.

Bu yapıdaki kişiler için karar vermek, yalnızca bir seçenek seçmek değil; diğer tüm ihtimallerden vazgeçmek anlamına gelir. Yanlış yapma ihtimali ağır bir suçluluk duygusu yaratacağı için zihin bazen karar sürecini tamamen kilitler. 

Erteleme, çoğu zaman tembellik değil; “ya mükemmel olmazsa” korkusunun yarattığı bir felçtir.

Duygular kontrol edilemez ve kaotik algılandığında, zihin mantığa sığınır. Tartışmalarda “haklı çıkmaya” odaklanmak, aslında duyguların karmaşasından korunmak için inşa edilen bir kaledir.

Mükemmeliyetçilik ise bir başarı arzusu değil; eleştiriden ve suçlanmaktan koruyan bir zırh işlevi görür.

Dinlenirken bile zihinde yankılanan “üretken olmalıyım” sesleri, katı bir içsel yargıcın varlığına işaret eder. Bu yapıda özsaygı, ancak standartlara harfiyen uyulduğunda kazanılan kırılgan bir ödüle dönüşür.

📌 Kritik soru şu:
Hata yapmaktan mı korkuyorsunuz, yoksa hata yaptığınızda hissedeceğiniz o ağır suçluluktan mı?

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

⭐️ Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmay Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmaya ve dışa dönük olmaya çağırıyor.
Ancak bazı insanlar için bu dünya çekici değil; yorucu, istilacı ve anlamsız hissedilir.

Şizoid kişilik yapısında, insanlardan uzak durmak çoğu zaman bir korkunun değil, kendini koruma ihtiyacının sonucudur.

Yalnızlık bir eksiklik değil; aksine rahatlama ve özgürlük alanıdır.

Bu yapı sosyal fobiyle karıştırılsa da temel fark şudur:
Şizoid kişiler insanlardan korkmaz; insanlarla olmanın kendisini yorduğunu hisseder.

Şizoid yapının merkezinde güçlü bir içsel çatışma vardır:

✨ Yakınlık ve anlaşılma ihtiyacı
✨ “İstila edilme” ve kendini kaybetme korkusu
Bu nedenle temas kurulduğunda geri çekilme görülür.

Hayat çoğu zaman içeriden izlenir; kişi kendini bir camın arkasından dünyayı gözlemleyen biri gibi hissedebilir.

Bu geri çekilme sadece bir kaçış değildir.
Birçok şizoid yapı, bu mesafeyi yaratıcılığa, düşünmeye ve derinliğe dönüştürür.

Şizoid olmak bir eksiklik değil;
dünyanın gürültüsüne karşı geliştirilmiş hassas bir savunma biçimidir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.
Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin il Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin ilk bölümü 26 Kasım Çarşamba günü yayında. Artık her Çarşamba birlikteyiz 🫠🩵💤🌙🎙️

#podcast #psikoloji
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Son Eklenenler

  • Tetris ve Travma: Kötü Anıları Durdurmak Mümkün mü?
  • Tekrarlayan Rüyalar Neden Görülür? Bilinçdışının Israrı
  • Tekrar Eden Yaşam Örüntüleri ve Bilinçdışı: Semboller Ne Anlatır?
  • Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek
  • Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
  • Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz