Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim
featured_image

Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu: Belirtiler, Nedenleri ve Tedavi

17 Ocak 2023 Yazar: Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Psikoloji 0 Yorum

Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu Nedir?

Borderline (sınırda) kişilik bozukluğu (BKB), kişinin kendilik algısında dalgalanmalar yaratarak duygularını, düşüncelerini ve ilişkilerini hızla etkileyen bir ruhsal durumdur. Bu dengesizlik, hem kişinin iç dünyasında hem de yakın ilişkilerinde belirgin biçimde hissedilir.

Genellikle “duygusal iniş çıkışlar” olarak basitleştirilse de BKB, bir kişinin kim olduğunu, neye inandığını ve başkalarıyla nasıl ilişki kurduğunu temelden etkiler. Psikolojide en sık yanlış anlaşılan bozukluklardan biri olmasına rağmen, son yıllardaki araştırmalar BKB’nin sanıldığından çok daha anlaşılabilir ve tedavi edilebilir olduğunu ortaya koymaktadır.

Borderline Kişilik Bozukluğu Belirtileri

Borderline kişilik bozukluğu, kişinin duyguları, düşünceleri ve davranışları arasındaki sınırları silikleştirerek kendine ve başkalarına yönelik algısında keskin değişimler yaratır. Bir gün kendini değerli hisseden kişi, ertesi gün tam bir değersizlik hissine kapılabilir. Dışarıdan ‘abartılı’ görünen bu ani geçişler, kişinin duygu düzenleme sisteminin hassasiyetinden kaynaklanır.

Bozukluğun en belirgin özelliği duygusal istikrarsızlıktır. Bireyler olaylara karşı aşırı yoğun duygusal tepkiler verir ve bu duygular hızla yön değiştirir. Örneğin sevgi aniden öfkeye, yakınlık ise korkuya dönüşebilir. Birkaç saat veya gün sürebilen bu dalgalanmalar, ilişkilerin de yoğun ama kısa ömürlü olmasına neden olabilir. Partner, bir gün “tek güvenilen kişi” iken ertesi gün bir “yabancı” haline gelebilir.

Sık görülen bir diğer belirti, kişinin “Ben kimim?” sorusuna tutarlı bir yanıt veremediği kimlik karmaşasıdır. Birey bir gün kendini kararlı ve güçlü hissederken, ertesi gün tüm amaç ve değerlerini yitirmiş hissedebilir. Bu durum, özellikle genç yetişkinlikte kimlik arayışını zorlaştırır.

Pek çok bireyin deneyimlediği derin boşluk hissi ise basit bir can sıkıntısının ötesinde, varoluşsal bir boşluk deneyimidir. Bu hissi bastırmak amacıyla bazen aşırı alışveriş, madde kullanımı veya riskli ilişkiler gibi dürtüsel davranışlara başvurulabilir.

Bazı durumlarda ise kendine zarar verme davranışları gözlemlenir. Bu eylemlerin amacı genellikle ölmek değil, dayanılmaz duygusal acıyı fiziksel bir yolla görünür kılmak ve anlaşılamama hissini dışa vurmaktır.

Sonuç olarak tüm bu belirtiler, BKB’nin yalnızca bir duygusal değişkenlik olmadığını, kişinin kendine bakışını ve ilişkilerini derinden etkileyen yoğun bir içsel karmaşa hali olduğunu gösterir. Bu nedenle tanı ve tedavi süreci, yargılamadan uzak ve bütüncül bir anlayış gerektirir.

BKB Neden Ortaya Çıkar?

Borderline kişilik bozukluğunun kökeni tek bir nedene indirgenemez; genellikle biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminin sonucudur.

Biyolojik Yatkınlık: Araştırmalar, BKB’nin kısmen kalıtsal olabileceğini düşündürmektedir. Özellikle duygusal yoğunluk ve dürtüsellik gibi özelliklerin genetik bir temeli olabilir. Ayrıca, beyindeki duygu düzenleme sistemlerinin (özellikle amigdala gibi limbik yapıların) daha hassas çalıştığı, bu nedenle tehdit veya reddedilme algısının daha güçlü yaşandığı görülmektedir. Bu biyolojik hassasiyet, küçük bir anlaşmazlığın bile yoğun bir terk edilme korkusunu tetiklemesine yol açabilir.

Çevresel ve Psikolojik Etkenler: BKB gelişiminde çocukluk çağı deneyimleri kritik bir rol oynar. Duygusal ihmal; fiziksel veya cinsel istismar; tutarsız ebeveyn davranışları ve güvensiz bağlanma, kişinin kendilik algısını derinden zedeleyebilir. Sevgiyi ve güveni belirsiz koşullarda öğrenen bir çocuk, yetişkinlikte ilişkilerinde yakınlık ve mesafe arasında sağlıklı bir denge kurmakta zorlanabilir. Bu durum, “Beni sever ama terk eder mi?” ikileminin sürekli tekrar etmesine zemin hazırlar. Aile içi kaos, erken yaştaki kayıplar veya sosyal destek eksikliği de kişinin içsel bir istikrar geliştirmesini engelleyebilir.

Sonuç olarak BKB, belirli bir olayın değil; biyolojik yatkınlığın, duygusal ve ilişkisel travmalarla birleşmesinin uzun süreli bir yansımasıdır. Ancak bu tablo değişmez değildir. Kişi, geçmişin bugünkü etkilerini anladıkça, duygularını yönetme ve daha güvenli ilişkiler kurma becerisini geliştirebilir.

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavi Edilebilir mi?

Borderline kişilik bozukluğu uzun yıllar “tedavisi zor” olarak kabul edilse de, son yirmi yıldaki bilimsel gelişmeler bu algıyı kökten değiştirmiştir. Günümüzde BKB, doğru yöntemlerle iyileşme olasılığı yüksek, tedavi edilebilir bir durum olarak görülmektedir.

Tedavinin merkezinde, kişinin duygularını, düşüncelerini ve davranış kalıplarını anlamasını sağlayan psikoterapi bulunur. BKB için bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış iki ana yaklaşım öne çıkmaktadır:

Diyalektik Davranış Terapisi (DBT)

Özellikle yoğun duygusal dalgalanmalar, dürtüsellik ve kendine zarar verme davranışları için geliştirilen DBT, bir denge kurma sanatıdır. Terapinin temelinde, bireyin hem kendini olduğu gibi kabul etmesi hem de değişme isteğini aynı anda taşıyabileceği “diyalektik” bir bakış açısı yatar. Bu yaklaşımla kişiye; duygu düzenleme, stres yönetimi ve sağlıklı iletişim kurma gibi somut beceriler kazandırılır.

Psikodinamik Terapi

Bu yaklaşım, geçmiş deneyimlerin ve ilişkilerin bugünkü duygusal tepkileri nasıl şekillendirdiğini keşfetmeye odaklanır. Terapist ile danışan, kişinin kendini ve başkalarını algılama biçimlerini birlikte inceler. Bu süreç, kişinin sürekli tekrar eden olumsuz ilişki döngülerini kırmasına ve daha güvenli bağlar kurmasına yardımcı olur.

İlaç Tedavisi

İlaçlar BKB’nin temel semptomlarını tedavi etmez. Ancak terapiye ek olarak, eşlik eden depresyon, anksiyete veya uyku sorunları gibi durumların yönetiminde destekleyici bir rol oynayabilir. İlaç tedavisi, genellikle kısa süreli kriz dönemlerinde semptomları hafifletmek için düşünülür ve hiçbir koşulda psikoterapinin yerini tutmaz.

Uzun Vadede İyileşme

Uzun süreli araştırmalar umut vericidir: BKB tanısı alan kişilerin yaklaşık yarısı, 10 yıl içinde belirgin bir iyileşme göstermektedir. Zamanla duygusal dalgalanmalar yatışır, ilişkilerde daha gerçekçi beklentiler oluşur ve içsel boşluk hissi azalır. İyileşme süreci her zaman düz bir çizgide ilerlemese de, terapi kişiye kendini anlama, duygularını ifade etme ve sağlıklı sınırlar çizme gibi kalıcı kazanımlar sunar.

BKB ile Yaşamak ve İyileşmek

Borderline kişilik bozukluğu, “yoğun duygular” yaşamanın ötesinde, kişinin kimlik, güven ve bağ kurma süreçlerini derinden etkileyen bir varoluş mücadelesidir. Bu durumu anlamanın yolu, kişiyi etiketlemekten değil, iç dünyasındaki karmaşayı şefkatle fark etmekten geçer.

Bilimin bugün geldiği nokta nettir: BKB, tedavi edilebilir bir durumdur. İyileşme sürecinin temel taşlarını ise doğru terapi yaklaşımı, sabırlı bir terapötik ilişki ve kişinin kendini anlama çabası oluşturur.

Sonuç olarak borderline kişilik bozukluğu, kalıcı bir kimlik etiketi değil; doğru destekle aşılabilecek, anlaşılabilir ve yönetilebilir bir deneyimdir. Bu yolculukta kişi, duygularını düzenlemeyi, ilişkilerinde güveni yeniden inşa etmeyi ve yaşamında hak ettiği içsel istikrarı bulmayı öğrenebilir.


Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar, psikodinamik yönelim ağırlıklı çalışmaktadır. Travmalarla çalışırken EMDR yöntemini, kişilik örüntüleriyle çalışırken Şema Terapiyi, ilişkilerde ise Gottman Çift Terapisi yaklaşımını kullanmaktadır. Özellikle narsisizm, bağlanma sorunları ve ilişkisel dinamikler üzerine yoğunlaşır. Yazılarında hem klinik deneyimlerinden hem de bilimsel araştırmalardan beslenerek psikolojik kavramları herkesin anlayabileceği bir dille aktarmayı amaçlar.


Kaynak:
Leichsenring, F., Heim, N., Leweke, F., Spitzer, C., Steinert, C., & Kernberg, O. F. (2023). Borderline personality disorder: A review. JAMA, 329(8), 670–679.

Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu Kişilik Bozuklukları
2 Likes
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Trikotillomani (Saç Koparma Hastalığı) Nedir
Trikotillomani (Saç Koparma Hastalığı) Nedir
6 Haziran 2024

Trikotillomani (Saç Koparma Hastalığı) Trikotillomani (Saç Koparma Hastalığı),...

Devamı
Öfke Nasıl Yönetilir
Öfke Nasıl Yönetilir
2 Mayıs 2023

Öfke, insanların hissettiği en temel duygulardan biridir. Bu duygu genellikle...

Devamı
Psikoloji ve İçgörü: Kendi Kendini Anlama Sanatı
Psikoloji ve İçgörü: Kendi Kendini Anlama Sanatı
13 Ağustos 2024

Psikoloji ve İçgörü Psikoloji, insan davranışlarını, düşüncelerini ve...

Devamı
İlişkilerde Sınır Koymak Bencillik mi?
İlişkilerde Sınır Koymak Bencillik mi?
11 Eylül 2025

“Bencillik mi yapıyorum?” sınır koymaya niyetlenen pek çok kişinin içinden geçen...

Devamı

Instagram

Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli b Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli bir tehdit olarak algıladığı, güven duygusunun yerini kalıcı şüpheye bıraktığı bir kişilik örgütlenmesidir. 

Bu yapıda şüphe, yeni bilgilerle esneyemez; kişi, kuşkularını sorgulamak yerine onları doğrulayan işaretler arar. 

İçsel korku, öfke ve kırılganlık duyguları çoğu zaman dışarıdan gelecek bir saldırı beklentisi şeklinde yaşanır. 

Tesadüflere yer yoktur; her davranışın ve sözün gizli bir anlamı olduğuna inanılır. Bu sürekli tetikte olma hali, ilişkileri zorlaştırır ve kişiyi yalnızlaştırabilir. 

Şüphecilik yaşamın merkezine yerleştiğinde, klinik bir değerlendirme gerekli hale gelir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com

📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma ar Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma arzusundan çok hata yapınca suçlanma korkusuyla şekillenen bir karakter örgütlenmesidir.

Düzen, kontrol ve mükemmeliyetçilik; içsel huzuru sağlamak için değil, suçluluktan korunmak için devreye girer.

Bu yapıdaki kişiler için karar vermek, yalnızca bir seçenek seçmek değil; diğer tüm ihtimallerden vazgeçmek anlamına gelir. Yanlış yapma ihtimali ağır bir suçluluk duygusu yaratacağı için zihin bazen karar sürecini tamamen kilitler. 

Erteleme, çoğu zaman tembellik değil; “ya mükemmel olmazsa” korkusunun yarattığı bir felçtir.

Duygular kontrol edilemez ve kaotik algılandığında, zihin mantığa sığınır. Tartışmalarda “haklı çıkmaya” odaklanmak, aslında duyguların karmaşasından korunmak için inşa edilen bir kaledir.

Mükemmeliyetçilik ise bir başarı arzusu değil; eleştiriden ve suçlanmaktan koruyan bir zırh işlevi görür.

Dinlenirken bile zihinde yankılanan “üretken olmalıyım” sesleri, katı bir içsel yargıcın varlığına işaret eder. Bu yapıda özsaygı, ancak standartlara harfiyen uyulduğunda kazanılan kırılgan bir ödüle dönüşür.

📌 Kritik soru şu:
Hata yapmaktan mı korkuyorsunuz, yoksa hata yaptığınızda hissedeceğiniz o ağır suçluluktan mı?

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

⭐️ Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmay Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmaya ve dışa dönük olmaya çağırıyor.
Ancak bazı insanlar için bu dünya çekici değil; yorucu, istilacı ve anlamsız hissedilir.

Şizoid kişilik yapısında, insanlardan uzak durmak çoğu zaman bir korkunun değil, kendini koruma ihtiyacının sonucudur.

Yalnızlık bir eksiklik değil; aksine rahatlama ve özgürlük alanıdır.

Bu yapı sosyal fobiyle karıştırılsa da temel fark şudur:
Şizoid kişiler insanlardan korkmaz; insanlarla olmanın kendisini yorduğunu hisseder.

Şizoid yapının merkezinde güçlü bir içsel çatışma vardır:

✨ Yakınlık ve anlaşılma ihtiyacı
✨ “İstila edilme” ve kendini kaybetme korkusu
Bu nedenle temas kurulduğunda geri çekilme görülür.

Hayat çoğu zaman içeriden izlenir; kişi kendini bir camın arkasından dünyayı gözlemleyen biri gibi hissedebilir.

Bu geri çekilme sadece bir kaçış değildir.
Birçok şizoid yapı, bu mesafeyi yaratıcılığa, düşünmeye ve derinliğe dönüştürür.

Şizoid olmak bir eksiklik değil;
dünyanın gürültüsüne karşı geliştirilmiş hassas bir savunma biçimidir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.
Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin il Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin ilk bölümü 26 Kasım Çarşamba günü yayında. Artık her Çarşamba birlikteyiz 🫠🩵💤🌙🎙️

#podcast #psikoloji
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.

🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.

✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 

🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.

7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
	1.	Kendine Bakışın
	2.	Duyguların Haritası
	3.	İç Sesini Resmet
	4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
	5.	“Hayır” Günlüğü
	6.	Küçük Çocuğa Mektup
	7.	Gelecek Benliğe Niyet

🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ni profilimdeki linkten veya www.tugceturanlar.com’dan ücretsiz indirebilirsin.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
Travmatik ya da yıkıcı aile ortamlarında çocuk, dı Travmatik ya da yıkıcı aile ortamlarında çocuk, dış koşulları değiştiremeyeceği için hayatta kalma stratejisi olarak çoğu zaman suçu kendine yükler. Bu durum, “kontrol yanılsaması” yaratarak çaresizlik duygusunu hafifletir. Ancak çocuklukta geliştirilen bu mekanizma, yetişkinlikte de ilişkilerde kendini gösterir: partneri yüceltmek, sürekli özür dilemek ya da terk edilme korkusu yaşamak gibi örüntüler bu geçmiş stratejinin izleridir.

Bu durum özellikle kaygılı bağlanma eğiliminde ve narsisistik ilişkilerde çok görülür ❤️‍🩹

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • Narsisizm
  • İstismar ve Manipülasyon
  • Bağlanma Stilleri
  • Psikodinamik Terapi
  • EMDR
  • Şema Terapi
  • Gottman Çift Terapisi

Son Eklenenler

  • Paranoid Kişilik Yapısı
  • Sosyal Fobi Nedir?
  • Şizoid Kişilik: Neden İnsanlardan Kaçıyorum?
  • Obsesif Kompulsif Kişilik Yapısı Nedir?
  • Aşırı düşünmeyi (overthinking) nasıl durdurabilirim?
  • Rüya Çalışması, Freud ve Bilinçdışının Dilsel Yapısı

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz